Rapor

|Nedir?
|Ne olsun?
|Nasıl olsun?
Bu kitapçık İTÜ Öğrenci Konseyi ve Arıyorum İTÜ Gazetesi tarafından hazırlanmıştır.
2009
ÖNSÖZ
İstanbul Teknik Üniversitesi, ani bir kararla, öğretim dilini yüzde 100 İngilizceye geçirmeye hazırlanıyor. Mevcut sistemdeki aksaklıklar, altyapı eksiklikleri, üniversitenin görevi ve eğitimde kalite gibi konuların yeterince düşünülmeyerek, ön hazırlık yapılmadan ve üniversite kamuoyunun fikrine sunulmadan alınan bu karar, uzun yıllardır tartışılan ‘yabancı dilde öğretim’ konusunu tekrar tartışmaya açmıştır. Türkiye’deki sayılı mühendislik kurumlarından biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Türkçe bilimi ikinci plana atarak, kademeli şekilde İngilizce ile öğretime geçmesi Türkiye’nin bilim dinamiklerinin önemli kısmını yok edecek, İTÜ’nün özgörevini değiştirecek, hatta özgörevsiz bir üniversite sınıfına sokacak, eğitim kalitesinin aşağılara düşmesine neden olacak ve iç memnuniyet oranını her geçen gün azaltacaktır. İTÜ Yönetimi, kısa vadeli bir puan artışına çözüm olarak ortaya koyduğu bu kararla aslında dönüşü zor bir yola girecektir.
Peki neden?
Çünkü bilim en iyi anadilde öğrenilir.
Çünkü İTÜ’nün özgörevi Türkçe öğretimdir.
Çünkü bilimsel araştırmalar yabancı dilde öğretimin kaliteyi düşürdüğünü göstermektedir.
Çünkü İTÜ’nün bu tür ‘hevesli’ çözüm önerilerine değil, kalıcı planlamalara ihtiyacı vardır.
Çünkü İTÜ’nün tek ve en önemli eksiği İngilizce öğretim değildir.
Çünkü İTÜ’nün daha pek çok önerisi mevcuttur.
İşte biz, Öğrenci Konseyi ve Arıyorum İTÜ Gazetesi olarak, İTÜ paydaşlarının fikirleriyle ‘ne yapılmalı?’ dedik ve bu raporu oluşturduk. Eminiz ki İTÜ, bunun gibi pek çok rapor hazırlayacak, kitaplar, hatta ciltler oluşturabilecek bir potansiyele sahiptir.
“İTÜ Ay-Ti-Yu Olmasın!” sloganı, aynı zamanda bir durum eleştirisidir. Yabancı dilde yapılan öğretimin yalnızca eğitim kalitesini düşürmekle kalmayacağını ve bir kültür sendromu yaşatacağının uyarısıdır. Yabancı dilde öğretimin asla yabancı dil öğretimi olmadığının belirtilmesidir.
Türkiye yabancı dilde öğretimle hep kaybetmiştir, kaybetmeye devam edecektir. İTÜ’nün ‘yeni şeyler’ söylemesi, buna yönelik üretim yapması ve çağdaşlarına örnek olması gerekmektedir.
İTÜ çok iyi İngilizce öğretebilir.
İTÜ daha kaliteli öğretim yapabilir.
İTÜ’nün ‘dünya üniversitesi’ olabilecek kaynakları vardır.
Bunların yöntemi yabancı dilde öğretim değildir.
Bu yüzden İTÜ Ay-Ti-Yu olmasın!
Peki ne olmalı? Bunun yanıtını bu kitapçıkta vermeye çalıştık.
-
KARAR VE ALINIŞ ŞEKLİ
-
-
Karar metni, gerekçeler, yöntem ve kavram karmaşaları
-
-
-
-
Senato kararı olarak açıklanan metinde ‘öğretim üyesi kapasitesi uygun olan üniversitemiz bölümlerinde’ tabiri kullanılmıştır.
Bu tabirde ‘kapasite’den kasıt nedir?
-
-
-
Öğretim üyesinin sayısı mı?
-
Öğretim üyesinin akademik bilgisi mi?
-
Öğretim üyesinin İngilizce dil bilgisi mi?
-
İngilizce bilmeyen öğretim üyesinin, İngilizce öğrenebilme yatkınlığı mı?
‘Kapasitenin uygunluğu’ hangi birim tarafından değerlendirilecek ve kabul edilecektir? Bu konuda İTÜ Senatosu’nun ‘uygunluk’ ölçütleri ile ilgili bir açıklaması bulunmamaktadır. Bu durumda her fakültenin ‘uygunluk’ ölçütleri farklı olduğu ve birlik sağlanamadığı için öğrencilerin dil eğitimlerinin farklı standartlarda olması kaçınılmazdır.
-
-
-
Aynı karar içeriğinde çeşitli kavram ve yöntem karmaşaları da mevcuttur. Bunlardan en önemlisi, yüzde 100 İngilizce öğretiminin, isteyen bölümün hem yüzde 30 hem de yüzde 100 İngilizce olarak, farklı kontenjanlara sahip iki program şekilde mi yoksa yüzde 100 İngilizce olarak açılan bölümün, yüzde 30 İngilizce seçeneğinin olmayacağı tek program şeklinde mi olacağı karar metninden anlaşılmamaktadır.
-
-
Görüş alınan senatörlerle yapılan sözlü görüşmelerde, bu uygulamanın, yüzde 30 ve yüzde 100 İngilizce olarak iki ayrı program şeklinde, farklı kontenjanlarla yürütüleceği ve ÖSS Tercih Rehberinde bu farkın belli edileceği söylenmiştir. Ancak karar metninde bu söylem gerçeklik kazanmamakta; isteyen bölüm tamamen İngilizce olarak öğretime geçebilmektedir.
-
-
Karar aşamasında paydaşların fikrinin yeterince sorulmaması
-
Üniversite yönetimi, alacağı kararlarda paydaşların fikrine önem ve yer vermelidir. Şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışı; çevresini dinlemeyi, çalışanlarıyla sorumlulukları paylaşmayı, birlikte öğrenmeyi ve çözmeyi gerektirir. İTÜ’nün eğitimi ve eğitim kalitesi için önemli olan bu karar hızlı bir şekilde ve paydaşların fikirlerine başvurulmadan alınmıştır. Dolayısıyla bu karar çerçevesinde şeffaflık ve katılımcılıktan söz etmek olanaksızdır.
-
-
-
-
-
Karar alınma sürecinde paydaşlarla yeterli bilgi alışverişi olmadığı gibi, karar alındıktan sonra İTÜ Kamuoyuna yeterli duyuru yapılmamıştır. Karar kulaktan dolma bilgiler ve dedikodu dalgası ile yayılmış; karardan doğrudan etkilenecek akademisyenlerin bile yeterli bilgi sahibi olmadığı görülmüştür.
-
-
-
-
Gerekli araştırmalar yapıldı mı?
-
Yabancı dilde öğretim konusunda yapılan araştırmaların incelenmesi, yeni araştırmaların yapılması ve araştırma yapan kurum, kuruluş ve kişilerden bilgi istenmesi konusunda yeterli ve sağlıklı bir girişim olmamıştır. Bu denli önemli ve bilimsel gerekçelere dayandırılması gereken kararın, özellikle uzmanlar tarafından tartışılması gerekmektedir.
-
ÖSS TABAN PUANLARI
-
-
Yabancı dilin tercihte önemi
-
İTÜ’ye giriş puanlarının, denk üniversitelere göre daha düşük olmasının nedeni, yabancı dilde öğretim yapılmayışına bağlanmaktadır. Dolayısıyla bu kararın uygulanmasıyla puanların yükseleceği düşünülmektedir.
Üniversiteye giriş puanlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlardan en az etkili olanı yabancı dilde öğretimdir. Konuyla ilgili pek çok örnek de Türk üniversitelerinde görülmektedir. Eğitim kalitesinin ve olanaklarının arttırılmasının yanı sıra; lise öğrencilerine bu bilgilerin daha yakın ilişki kurularak ve doğru yöntemlerle aktarılması, yüksek puanlı öğrencilerin İTÜ’ye çekilmesi için izlenebilecek doğru bir yöntemdir. Puan artışına endeksli ‘kısa vadeli’ çözümler üretmek, İTÜ’nün imajı ile ilgili asıl sorunları göz ardı etmektir.
-
-
1996’dan beri durum
-
Üniversitemizin, 1996 yılında benzer gerekçelerle yüzde 30 İngilizce öğretime geçmesiyle, İTÜ’nün puanlarında herhangi bir artış görülmediği gibi, İTÜ’yü tercih eden öğrencilerin Türkiye sıralamalarında ciddi bir düşüş görülmektedir. 1995 yılında İTÜ’ye giren öğrencilerin genel ortalaması 11.719 iken, 2004 yılında bu ortalama 17.500, 2008 yılında ise 21.900 olmuştur (Kaynaklar için ogrencikonseyi.itu.edu.tr adresine bakınız). Bu veriler göstermektedir ki yabancı dilde öğretim, İTÜ’nün tercih edilmesine gerekçe olarak gösterilemez.
-
YABANCI ÖĞRENCİ VE AKADEMİSYENLER
-
-
İngilizce öğretime geçiş için kullanılan gerekçelerden biri de yabancı öğretim üyesi ve öğrencilerin İTÜ’yü tercih etmemesidir. Yabancıların, genel olarak Türk üniversitelerini tercih etmemesi, İTÜ’nün kendi özelinde çözmesi gereken bir sorun değildir. Bu ancak Yüksek Öğretim Kurulu’nun programı ve teşviki ile aşılabilir. Bununla birlikte, yurtdışından gelmesi hedeflenen en az 500 öğrencinin, alacağı ders programlarındaki İngilizce derslerin planlanması, bütün İTÜ öğrencilerini etkileyen bir kararın uygulanmasından daha anlamlı, daha bilimsel, daha çağdaş ve üstelik daha da kolaydır.
-
-
-
ERASMUS programına dahil olan Avrupa üniversiteleri incelendiğinde, İngilizce ile öğretim yapmadıkları, İTÜ’den giden öğrencilerin de dersleri İngilizce olarak değil, gidilen ülkenin diliyle gördükleri bilinen bir gerçektir.
-
-
-
Benzer şekilde, öğretim üyesinin isteği ile derslerin İngilizce olarak verilmesi mümkün olduğuna göre, yabancı akademisyenlerin İTÜ’ye gelmemesi için herhangi bir engel bulunmamaktadır.
-
-
ULUSLARARASI DENKLİK
İTÜ’nün, denklik konusunda başvurduğu ve toplam 24 bölümünün eşdeğerlik aldığı ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology), NAAB (National Architectural Accrediting Board) ve IMO (International Maritime Organisation) değerlendirme kriterlerinde, denklik vereceği üniversitenin öğretim diline bakmamakta, öğrencilerin mezun olduktan sonra, uluslararası rekabette ne derece etkin olduğunu ölçmektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki ABET, eşdeğerlik vereceği üniversitenin uygunluğuna ilişkin seviyeleri belirlerken şu maddelere önem vermektedir:
-
‘Paydaşların sürekli geliştirme sürecine dahil edilmesi’
-
‘Hedeflere ulaşmada süreç odaklı yaklaşımın olması’
Bunlardan dolayı bu Senato Kararı da, üniversitenin uluslararası eşdeğerlik almasında engel teşkil edecek bir yöntemle alınmıştır.
-
İTÜ’DE YABANCI DİL EĞİTİMİ
İTÜ, yabancı dilde öğretime başladığı yıldan bu yana, hazırlık eğitimi konusunda pek çok aksaklıkla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Hazırlık eğitiminin, öğrencilerin dil becerilerini tam anlamıyla geliştirerek İngilizce’yi kullanma becerisi sağladığı söylenemez.
Öğrencilerin hazırlık eğitiminin ardından İngilizce’ye hakim olmaları ve İngilizce makaleleri okuyup anlayabilmeleri gerekmektedir. Ancak şu anki durumda bu mümkün değildir. Yapılması gereken hazırlık eğitiminin güçlendirilmesi, öğrencilerin yabancı dil hakimiyetlerinin arttırılması olmalıdır.
-
-
Hazırlık sınıfındaki İngilizce eğitiminde aksaklıklar
-
-
-
-
Pratik kullanıma değil ezbere yönelik eğitim yapılması
-
Ders saatlerinin fazla olmasına karşın müfredatın yeterli yoğunlukta olmaması.
-
Sınıfların kalabalık olması ve bu nedenle okutmanların her öğrenciyle birebir ilgilenememesi
-
Anadili İngilizce olan yabancı okutman sayısının azlığı
-
Sözlü sınavların az ve yetersiz olması
-
Yabancı dil yeterlik sınavında ‘konuşma’ bölümünün olmaması
-
Verilen dil eğitiminde temel mühendislik ve mimarlık terimleri öğretilmediği için, mesleki İngilizce kaynakların çözümlenmesinde yetersiz kalınması
-
Profeciency seviyesinin, dil bilgisini ölçmede yetersiz olması
-
Sınıflardın kalabalık olması nedeniyle, sınav sonuçlarına hak edilenden fazla not verilerek veya daha kolay sınavlar yaparak, öğrencilerin üst kurlara geçmesini veya hazırlık sınıfını atlamasını sağlanması
-
-
-
-
Lisans eğitimi sırasında verilen İngilizce dil derslerindeki aksaklıklar
-
-
-
-
Mesleğe yönelik müfredatın olmaması
-
ING kodlu derslerin az sayıda olması
-
ING kodlu derslerin bölümlere özel mesleki müfredata sahip olmaması, havuz dersi olarak işlenmesi
-
Kaynak ve kitapların yetersiz olması
-
Derslerin araştırmaya teşvik etmemesi
-
-
-
-
İngilizce açılan derslerdeki aksaklıklar
-
-
-
-
Öğretim üyesinin yabancı dile hakim olmaması
-
Öğrenci – öğretim üyesi iletişiminin olması gereken düzeye çıkarılamaması, bu nedenle konular üzerinde tartışma ortamı yaratılamaması
-
Öğrencilerin, ders kaynağı olarak gösterilen İngilizce yayınları kullanmaması, hocaların kaynak kullanımını yeterince teşvik etmemesi
-
İngilizce ve Türkçe olarak açılan bir dersin, sınav sonuçlarında İngilizce dersin sınav sonucu ortalamasının Türkçe derse göre oldukça düşük olması
-
-
-
YABANCI DİL ÖĞRETİMİ VE YABANCI DİLDE ÖĞRETİM ARASINDAKİ FARK
Üniversiteler, mesleki eğitim veren kurumlardır ve verdiği bu mesleki eğitimdeki kaliteyi arttırmakla yükümlüdür. Bu bağlamda İTÜ, kurulduğu günden bu yana mühendislik, mimarlık ve sanat eğitimlerinde her zaman kaliteyi en üst sırada korumuş ve hala korumaya devam etmektedir. İTÜ’nün ve elbette ki tüm üniversitelerin öncelikli amacı ve görevi dil öğretmek değil; eğitim kalitesini sürekli arttırmak, yenilemek ve geliştirmektir. Önemli olan öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerini teşvik etmek, hatta belki de buna zorlamaktır.
Bilimsel çalışmaların da gösterdiği gibi dil öğretmenin yolu yabancı dilde meslek derslerini vermek değildir. Raporun devamında belirttiğimiz çözüm önerilerinde, kaliteli şekilde dil öğrenmenin ve dünya çapında araştırmalar yapmanın, bildiri hazırlamanın pek çok yolu ve yöntemi vardır. Üniversitelerin yapması gerekense bu yol ve yöntemler üzerinde çalışıp hem kaliteli eğitim almış, aldığı eğitimi anlamış ve özümsemiş, aynı zamanda da yabancı dil bilgisine yüksek düzeyde sahip mezunlar yetiştirmektir.
-
EĞİTİM KALİTESİ EĞİTİM DİLİ İNGİLİZCE YAPILMADAN NASIL ARTTIRILIR?
-
-
Hazırlık eğitimi
-
Hazırlık eğitimi, uygulamaya yönelik gelişmeler ve projelerle yeniden ele alınmalıdır. Hazırlık eğitimi, ilk ve orta öğretimde dil eğitimi alsın, almasın bütün öğrencilerin İngilizce’ye hakim olması için önemli bir dönemdir. Genellikle bir akademik yılda verilen bu eğitimlerin sonucunda yapılan yeterlik sınavında gösterilen başarının arttırılması gerekmektedir.
-
-
-
Yurtdışı dil kampları
-
-
Yabancı dil, en hızlı ve etkili konuşulduğu ülkede öğrenilir. Hazırlık eğitimi süresince, uygun görülen bir zaman aralığında öğrenciler yurtdışında İngilizce kamp programına dahil edilebilir. Bu sayede öğrenciler hem İngilizce’yi yaşayarak çok iyi bir şekilde öğrenir, hem farklı bir ülke görmüş olurlar. İTÜ de, yüzde 100 İngilizce öğretime geçerek bile kazanamayacağı puan yükselişini, Türkiye’de bir ilk olacak bu uygulama ile sağlayabilir.
-
-
-
Anadili İngilizce olan okutmanlar
-
-
Hazırlık sınıflarında anadili İngilizce olan okutman sayısının arttırılması, hazırlık eğitimindeki kaliteyi yükseltecektir.
-
-
-
Yeterlik koşulu olarak TOEFL
-
-
Hazırlık eğitimi ve sonunda yapılan Profeciency Yeterlik Sınavı, TOEFL sistemine dönüştürülebilir. Bu sayede öğrenciler mezuniyet sonrası kendi çabalarıyla almak zorunda kaldıkları TOEFL belgesini hazırlık sonrası almış olacaktır. Bununla beraber Yabancı Diller Yüksekokulu da bir nevi TOEFL merkezi olarak düşünülüp yabancı dil konusunda da Türkiye’deki önemli bir dil merkezi konumuna gelebilir. Yurtdışındaki üniversitelerle de yapılacak anlaşmalarla yabancı öğrencilerin Türkiye’ye geldiklerinde eğer isterlerse TOEFL belgesi almaları sağlanabilir. Bu imkan yabancı öğrencilerin İTÜ’yü tercih etmesi için bir neden olacaktır. Ayrıca bu uygulama üniversite için de bir gelir kaynağı oluşturacaktır.
-
-
Lisans eğitimi
-
Kaliteli mezun tanımında “mesleki İngilizce” bilgisi büyük önem taşıdığı için lisans eğitimi boyunca öğrencilerin İngilizcelerini geliştirmeleri gerekmektedir. Mezunlarımız yurtdışına gittiklerinde kendilerini çok rahat ifade edebiliyor ancak mesleki konulardaki terim bilgilerinin eksikliğini yaşıyorlar.
Bu sorunun çözümü için;
-
-
-
Öğrencilerin teknik terimleri öğrenebilecekleri, bölümlerine ve mesleklerine yönelik çeşitlendirilecek İngilizce dersleri planlanmalıdır.
-
-
-
-
-
ING 201 dersinin her dönem olması ve dersin bölüm hocası ve okutmanla birlikte işlenmeli, yazılan makale hem İngilizce açısından hem de akademik açıdan incelenmeli ve notlandırılmalıdır.
-
-
-
-
-
ING 201 kodlu dersin dışında her öğrenci 2. ve 3. sınıfta öğrenciler ilgili oldukları alanla ilgili, iki Türkçe, iki İngilizce araştırma ödevi hazırlayabilir. Bu ödev mevcut araştırma projelerinde çalışılarak yapılacağı gibi, öğrencinin kendi belirleyeceği bir konu ile de yapılabilir.
-
-
-
-
-
Öğrencilerin, öğretim üyeleri tarafından teşvik edilerek, İngilizce kaynak kullanımına yönlendirilmesi sağlanmalıdır.
-
-
-
-
-
Her ders mutlaka hem Türkçe hem de İngilizce olarak açılmalı ve seçme tercihi öğrenciye bırakılmalıdır. Her dönem hem İngilizce hem Türkçe ders açmanın, derslik açısından mümkün olmadığı durumlarda, ders bir yarıyıl Türkçe bir yarıyıl İngilizce olarak planlanabilir. Bu uygulamanın devamında, öğrencinin mezuniyet belgelerinde, toplan ders kredisinin yüzde kaçını İngilizce olarak aldığı belirtilebilir.
-
-
-
-
-
ÖSS kitapçığında, bütün derslerin İngilizce ve Türkçe olarak verildiğini, tercihin öğrencilere bırakıldığını ve isteyen öğrencinin yüzde 100’e varan oranlarda İngilizce ders alabileceğini ve bunun not dökümünde yazılacağı belirtilebilir.
-
-
-
-
-
2. sınıftan 3. sınıfa geçerken veya mezuniyet şartı olarak yeniden İngilizce yeterlik sınavı yapılabilir. Böylece lisans eğitiminin sonunda da İngilizce seviyesi kontrol edilmiş olur.
-
-
-
-
ÖSS’de İTÜ’nün puanlarının yükseltilmesi
-
-
-
-
Yabancı dile geçiş için gerekçe olarak gösterilen ‘ÖSS taban puanları’ çeşitli yollarla yükseltilebilir. Bilinmelidir ki bir üniversitenin tercih edilmemesi, üniversitenin üniversite adaylarıyla yeterli ilişki kuramamasından kaynaklanır. Bu nedenle üniversitenin tanıtım faaliyetleri ile ilgili planlamalar bu puanların arttırılmasında etkili olur.
-
-
-
-
-
Her ne kadar üniversite adaylarına yönelik tanıtımların yapılması puanları arttırsa da, en önemli puan artışını İTÜ’lülerin aidiyet duygusu sağlayacaktır. İTÜ’nün yurtiçinde rekabet halinde olduğu üniversiteler, öğrencilerine daha fazla olanak sağlamakta, alınacak kararlarda fikirlerine daha çok önem vermekte, projelerini daha çok desteklemekte, hem dersleri hem de sosyal yaşamları için daha özgür alanlar oluşturmaktadırlar. Eğitim kalitesi ile zaten önde olan İTÜ’nün, iç memnuniyet oranını arttırmasıyla hedeflediği ‘dünya üniversitesi’ konumuna daha verimli yollarla ulaşması mümkündür.
-
-
-
-
-
Tanıtım çalışmaları ile birlikte, öğrencilere verilecek burs imkanları da iyileştirilmeli ve arttırılmalıdır. Lise öğrencilerinin üniversite tercihinde büyük önem taşıyan bu konuda İTÜ rekabet içinde olduğu üniversitelerden çok daha iyi bir seviyeye çıkmalıdır. Bu konuda özellikle vakıf üniversiteleri ile yarışmak için 60.000 İTÜ mezunuyla işbirliği yapılması büyük önem taşımaktadır.
-
-
En iyi tanıtım, bir öğrencinin mezun olduğu liseye, çevresindeki üniversite adaylarına kendi üniversitesini anlatmasıdır. Bir İTÜ’lünün kendi üniversitesini önermesi de ancak ve ancak üniversitesinden memnun olmasıyla sağlanır. Üniversitesinden memnun olmayan bir öğrenci çevresine ‘İTÜ’yü tercih etmeyin’ diyecektir. Bunun örneklerini yaşamaktayız.
-
-
-
Aidiyet duygusunun geliştirilmesi, farklı kollardan yapılacak çalışmalarda, İTÜ’nün bütün bileşenlerinin katkısıyla olmalıdır. Bu çerçevede şu konulara önem verilebilir:
-
-
-
Mezun-öğrenci iletişimi
Mezunlar ve öğrenciler arasında sürekli diyalog kurulmasına ilişkin bir ‘mezun danışman’ sistemi oluşturulabilir. Öğrenciler sektördeki mezunlarla sürekli iletişim halinde olacağı için hem akademik eğitim planlarını, hem de iş hayatı ile ilgili planlarını danışma fırsatı bulacaktır. Aynı şekilde mezunlar da bu sayede İTÜ ile ilişkilerini daha da arttıracak, mezun olduğu okula katkı sağlayabilecektir.
-
Öğrenci-öğrenci iletişimi
İTÜ’yü yeni kazanan öğrencilerin, üst sınıflardaki öğrencilerle ‘abla-ağabey’ ilişkisinin kurulması uygulanabilecek bir diğer yöntemdir. Özellikle ikinci sınıf öğrencilerinin, bir ya da birkaç hazırlık sınıfı öğrencisinden sorumlu olmaları teşvik edilebilir. Bu sayede de, hazırlık sınıfında ‘üniversiteli’ olduklarını henüz hissedemeyen öğrencilerin, lisans öğretimlerine daha hazırlıklı olmaları, öğrencilikle ilgili sıkıntılarını aşmada yön gösterici ve yakın yaşlarda birilerinden yardım almaları sağlanabilir. Böylece de öğrencilere daha hazırlık sınıfında ‘aidiyet duygusu’ aşılanabilir. Üst sınıf öğrencilerinin bu sorumlulukları almasını teşvik etmek için; yemek bursu, vakıf bursu, yurt bursu gibi çeşitli ödüller verilebilir. Bir diğer uygulama da burs almanın şartı olarak “abla-ağabey” uygulamasında görev almak getirilebilir.
-
SONUÇ
İstanbul Teknik Üniversitesi, Türkiye’nin bilimsel altyapısını geliştirmek ve yerli kaynaklar oluşturmak özgörevinden ödün vermemelidir. Ancak bu özgörevin ışığında; eğitim kalitesini arttırmak, ÖSS taban puanlarını yükseltmek, öğrencilere aidiyet duygusunu aşılamak, mezun-üniversite ilişkisini güçlendirmek ve en az bir yabancı dil ile donanmış mezunlar vermek ile ilgili sorunlar çözümlenebilir. ‘Teknik Üniversite’ özgörevini unutarak veya değişmesi gerektiğini savunarak, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan ‘yabancı dilde öğretim’ yolunu seçtiği takdirde, geri dönüşü olmayan bir yola girecektir.
1